if( has_post_thumbnail( $post_id ) ): ?>
endif; ?>
NEW YORK, 2 Mayıs (IPS) – New York merkezli Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) son 15 yılda en az 500 gazetecinin doğrudan işlerinden dolayı öldürüldüğünü fakat vakarın yüzde 15’inden azında sorumluların cezalandırılabildiğini söyledi.
CPJ yöneticisi Joel Simon, &com;Bir gazeteci öldürüldüğünde ve katil elini sallayarak gittiğinde, her seferinde medyaya ve gazetecilere zarar vermek isteyenlere korkunç bir mesaj verilmiş oluyor&com; dedi.
Devletler cinayeti sansürün en aşırı biçimi olarak kullanıyor ve bu olaylar cezasız kaldıkça basın da sessizleştiriliyor. Sadece 2007’de 65 gazeteci işleri nedeniyle öldürüldü ve tarihte kaydedilen en şiddetli yıllardan biri oldu. CPJ, çoğu sefer hükümetlerin bu cinayetleri aydınlatacak irade veya kapasiteden yoksun olduğunu vurguluyor.
Salı günü Birleşmiş Milletler binasında yapılan açıklamada örgüt, gazeteci cinayetlerini araştırmayan veya çözemeyen ülkelerin sıralandığı &com;Cezasızlık Endeksi&com;ni kamuoyuyla paylaştı.
Geçen Kasım’da örgüt cezasızlıkla mücadele için küresel bir kampanya başlatmıştı. Endeksin açıklanması da 4 Mayıs Dünya Basın Günüyle kesişti. Bu listeye giren ülkeler geçmişte CPJ’nin yöntemine itiraz ediyordu. Bu defa liste sadece doğrudan görevleri nedeniyle öldürülen ve hiçbir şekilde soruşturulmayan gazeteci cinayetlerini içeriyor. Bir ülkenin listeye girebilmesi için 1998-2007 arasında çözülmemiş en az beş vaka olması gerekli.
Çatışma bölgelerinde gazetecilere yönelik artan şiddet nedeniyle endişesini ifade eden CPJ, objektiflik adına buralarda yaşanan cinayetleri listeye almadı. Tetikçilerin yakalandığı ama arkasının aydınlatılmadığı olaylar &com;çözülmüş&com; varsayılıp listeye alınmadı.
Listede üstlerde yer alan ülkeler Irak, Sierra Leone ve Somali oldu. Her üç ülke de çatışma bölgesi. Listedeki diğer dokuz ülkeyse demokrasiler –Hindistan, Rusya ve Meksika gibi çalışan bir yargı sistemine sahip olan fakat yine de cinayetlerin cezasız kaldığı ülkeler.
CPJ, gazetecileri susturmak için daha karmaşık yöntemler de olduğuna dikkat çekiyor. Bazen hükümet yetkilileri bazen de suç örgütlerinin tehditleri ve korkutmaları da gazetecilerin sansür uygulamasıyla sonuçlanıyor.
Simon’un da vurguladığı üzere, bir ülkenin bu listede olmaması cinayetlerin gerçekleşmediği anlamına gelmiyor –sadece onaylanmamış olduklarını gösteriyor.
Endeksin oluşturulmasının amacı uluslararası toplumun bu konuda baskı uygulamasını sağlamak. Çoğunlukla sadece Amerika Birleşik Devletleri ya da diğer ülkelerden yabancı gazeteciler öldürüldüğünde adalet yerini buluyor.
Fakat özellikle yerel gazetecilerin başına gelenler konusunda hükümetler çoğunlukla adım atmıyor.