if( has_post_thumbnail( $post_id ) ): ?>
endif; ?>
BOSTON, 5 Nisan (IPS) – Amerika Birleşik Devletleri’nde sağlık hizmetlerinin üst düzeyde fakat dünyanın en pahalısı olduğu söyleniyor. Ancak zenginler bu kaliteli hizmetten yararlanabiliyor.
İlaç fiyatları, sağlık sigortası ve muayene ücretleri birçok insanın karşılayabileceğinin çok üstünde kalırken ilaç ve sigorta şirketlerinin karları artmaya devam ediyor.
Birçok lider ve uzman ülkede bir sağlık krizi yaşanmak üzere olduğunu söylüyor. Tahmini 46 milyon insan sağlık sigortasından yoksun ve ABD gelişmiş ülkeler arasındaki en zayıf sağlık hizmeti karnelerinden birine sahip.
Öte yandan Fortune dergisinin verilerine göre ecza devi Johnson and Johnson 2005’te 10 milyar dolar, Pfizer de 8 milyar dolar kar etti. Sağlık sitemi iyi bir kazanca sahip Amerikalıları bile iflasa sürüklüyor –hele bir de ciddi bir hastalığa yakalanma şanssızlığına uğramışlarsa.
Adil bir Ekonomi için Birlik’ten Meizhu Lui, &com;Sağlık sistemimizin bu kadar çarpık olmasının sebebi sağlık hizmetini ticari bir mal olarak görmemizden kaynaklanıyor&com; diyor.
ABD’de sağlık hizmetleri büyük ölçüde özelleştirilmiş durumda, yani bireyler kendi başlarına ya da işverenleri üzerinden sağlık hizmetini ve güvencesini serbest piyasa koşulları içinde satın almaya mecburlar. Hükümet sadece yaşlılar ve bazı fakir ve özürlü grupları için sağlık hizmetine sübvansiyon sağlıyor.
Yakın geçmişte çoğu sağlık hizmetinin fiyatı büyük ölçüde arttı ve sağlık hakkını savunan Families USA örgütüne göre bugün bireyler ve hükümet bu alana yıllık 2.3 trilyon dolar harcıyor.
Lui, ülkede tedavi edilmeyen diyabet ve yüksek tansiyon hastalarının sayısı oranının çok yüksek olduğunu ve bu durumda bulunanların büyük bölümünün Afrika kökenli Amerikalılardan oluştuğunu belirtiyor.
Harvard Üniversitesi’nde tıp profesörü olan Steffie Woolhandler &com;Çok zengin olmadığınız sürece sigorta almak mümkün değil. Ben 50’li yaşlarımdayım ve yıllık 6 bin dolar sigorta ödemek zorundayım; tüm aile için bu rakam 12 bin dolara çıkıyor&com; diye örnekliyor.
ABD’deki sistem bir takım gariplikler de yarattı, diye ekliyor Woolhandler, ileri teknoloji gerektiren sağlık hizmetleri parası olanların hizmetine sunulurken önleyici tedavilere hiç önem verilmiyor.
Lui sağlık alanında çalışan firmaların çok büyük siyasi güce sahip olduğunu belirtiyor. Sağlık hakları alanında çalışan örgütler, sendikalar ve aktivistler yıllar boyunca serbest piyasada belirlemek yerine ilaç fiyatlarını sabitleyecek bir düzenleme için Kongre’ye baskı yaptılar fakat başarılı olamadılar.
Opensecrets örgütünün verilerine göre, ilaç şirketleri, doktor örgütleri, sigorta şirketleri ve hastaneler geçtiğimiz iki yılda Kongre’de lobi faaliyetleri ve kendi çıkarlarına uygun politikaların uygulanması için 400 milyon dolara yakın bir para harcadılar.
Sonuç itibariyle bu şirketler çok büyük karlar elde etmeye başladılar. 2005’te Proctor and Gamble, Merck, Amgen, Abbot gibi ilaç firmaları ve sigorta şirketi UnitedHealth Group Fortune dergisinin en karlı 500 şirket listesinde yer aldılar.
Bu şirketlerin yöneticileri milyon dolarlara varan ücretler ve sosyal yardımlar alırken sıradan bir aile için sağlık hizmetlerine ulaşımda yaşanan sorunlar yıkıcı sonuçlara yol açabiliyor.
Sigorta şirketleri özellikle astım gibi kronik hastalıkları olan insanlara güvence vermiyor ya da iki kata varan daha yüksek ücretler talep ediyor. Woolhandler &com;Hastalık nedeniyle iflas eden insanların dörtte üçünün başlangıçta sigortası olduğunu gördük&com; diyor.
Ona göre çözüm, aynı Kanada’da olduğu gibi, sağlık hizmetlerinin hükümet tarafından verilmesi.