if( has_post_thumbnail( $post_id ) ): ?>
endif; ?>
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER , 12 Şubat (IPS) – 10 yaşındaki Christina Lawson 2005’te babası Amerika Birleşik Devletleri’nin Teksas eyaletinde idam edilirken &com;Onu bir başkasını öldürdüğü için öldürecekler. Peki onun öldürülmesi karşılığında biz kimi öldüreceğiz&com; diye soruyordu.
Devletin idam cezası uygulaması böylesi çocukları –ailelerini de tabii- şaşkın ve travmaya uğramış bir halde bırakıyor.
İnsan Hakları için Cinayet Kurbanlarının Aileleri (MVFHR) adlı kuruluşun hazırladığı rapor kimilerinin delirmenin sınırına gelecek kadar etkilendiğini gösteriyor.
İdam edilenlerin ve öldürülenlerin ailelerinin oluşturduğu kuruluşun hazırladığı &com;Daha Fazla Kurban Yaratmak: İdam Geride Kalanları Nasıl Yaralıyor&com; başlıklı araştırmada &com;Aileler de idam cezasının kurbanları oluyor&com; denildi.
&com;Yakınları öldürülenlerin acısını dindirmek için başka insanlara acı çektirilmemeli. Toplum infazların yarattığı duygusal ve fiziksel zararları görmeli ve çözüm aramalı&com;.
IPS’e konuşan MVFHR direktörü Robert Cushing &com;Yeni kurbanlar yaratmaya son vermeliyiz&com; dedi.
36 aileleriyle yapılan görüşmelerden oluşan rapora göre idam yada başka bir şiddet eylemiyle yakınını kaybedenlerin hissettikleri arasında benzerlikler kadar farklılıklar da var.
İdam edilenlerin yakınları &com;utanç ve artan bir yalnızlaşma&com;dan muzdarip; bu sonucu önleyememekten dolayı kendilerini sorumlu tutuyorlar. Büyükbabası 1924’te Kaliforniya’da asılan Alex Kels, IPS’e verdiği röportajda bu gözlemleri doğruluyor:
&com;Herkes infazla birlikte şiddetin bittiğini düşünüyor ama öyle değil. Başka bir cinayette olduğu gibi aileler parçalanıyor; bu defa bir de utanç hissi ekleniyor&com;.
Bu olaydan sonra annesinin yazarlık kariyeri depresyon nedeniyle sona ermiş; abisi alkolik olup hayatını kaybetmiş. Dede tarafından akrabalarla ilişkileri tamamen kopmuş. Travma nesilden nesile geçebiliyor.
MVFHR raporu idam edilenlerin ailelerinin yaşadığı psikolojik sorunlarla ilgili başka örnekler de sıralıyor.
Msity McWee babası cinayetten yargılandığında 14, idam edildiğindeyse 28 yaşındaydı. Şiddetli bir depresyonun ardından infazın ertesi yılı intihara kalkıştı.
&com;Niye bize yardım edecek kimse yoktu?&com; diye soruyor. &com;Mahkeme salonuna girdiğimizde herkes kötü bakışlar fırlatırdı. İnsan bizim gibi çocukların günahı neydi diye düşünüyor&com;.
Oğlu 2005’te Teksas’ta idam edilen Irene Cartwright da olayın sonrasında depresyon tedavisi görmüş ve bugün hala antidepresan kullanıyor. Araştırmacılara &com;Keşke herkes idam edilenlerinde anne ve babası; kardeşleri, dayıları, teyzeleri olduğunu ve her birinin bu olayla yaralandığını anlasa&com; diyor.
Cushing idam edilenlerin ailelerinin ihtiyaçlarının sadece görmezden gelinmediğini, böyle bir ihtiyaçları olabileceğinin bile anlaşılmadığını vurguluyor.
Kurum, yaşadıkları sorunlarla ilgili daha fazla araştırma yapılmasını talep ediyor. &com;Bu alanda çalışanları idam edilenlerin yakınlarının da mağdur olduğunu tanımaya, yaşadıkları farklı deneyime uygun yardım ve tedaviler geliştirmeye çağırıyoruz&com;. Aynı zamanda idam edilenlerin ailelerine cinayet kurbanlarınınkilere tanınan hukuki hakların da verilmesini istiyor.
Cushing, onların da destek görebilmesi gerektiğini; sağlık yardımı, akıl sağlığı rehberliği ve cenaze için finansal yardımı da kapsamasını istiyor.
MVFHR sorunu ceza adalet sistemi değil de insan hakları çerçevesinde tartışarak yeni bir yaklaşım ortaya koyuyor. Ailelerin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1985’te kabul ettiği Şiddet ve Suç Mağdurları için Adaletin Temel Prensipleri Deklarasyonu’ndan yararlanması gerekli.
Deklarasyon mağdurları &com;fiziksel yada psikolojik zarar, keder, ekonomik kayıp yada temel hakları kısmen de olsa zarar görmüş kişiler&com; olarak tanımlıyor.
Bu mağdurlara &com;onurlarını koruyarak, saygınlıkla ve merhametle davranılması&com; ve &com;gerekli maddi, sağlık, psikolojik ve sosyal yardımların sunulması&com; gerekli.
Cushing &com;Bu konuda BM öncülük etmeli&com; diye toparlıyor: &com;Bu bir uluslararası insan hakları sorunu&com;.