BALKANLAR : Kosova Tam Bağımsızlık ve Sırbistan Arasında Sıkışıp Kaldı

thumb image

BELGRAD , 5 Şubat (IPS) – Birleşmiş Milletler’in güney Sırbistan’da bulunan Kosova bölgesinin statüsü üzerine uzun zamandır beklenen önerisi bölgeyi bağımsızlık yolunda bir adım daha ileri götürüyor ama yolun sonuna vardırmıyor.

BM müzakerecisi Martti Ahtisaari’nin Belgrad’da ve daha sonra da Priştina’da sunduğu Kosova planı her iki başkentte karşıt tepkiler aldı.

Belgrad’da devlet başkanı Boris Tadic &com;Sırbistan ve onun başkanı olarak ben hiçbir zaman Kosova’nın bağımsızlığını kabul etmeyeceğiz&com; dedi.

Ahtisaari’nin sunduğu 60 sayfalık plan tam bir bağımsızlık olmasa da Kosova’ya kendi bayrağını ve milli marşını kullanma, güvenlik güçlerini oluşturma ve uluslararası örgütlerle görüşme hakkını tanıyor.Bağımsızlığa giden planın uygulanması Avrupa Birliği misyonu ve NATO’nun askeri gücü ile sağlanacak.

Plan, Kosova’da 2 milyon Arnavut’la yan yana yaşayan 80 bin Sırp için Belgrad’la özel ilişkiler ve Sırp Ortodoks mabetlerine özel koruma öngörüyor. Fakat bu öneri Sırp liderlere göre yeterli değil. Tadic televizyondan halka seslenirken &com;Kosova’ya zorla bağımsızlık vermek uluslararası hukukun tüm temel ilkelerini hiçe sayarken ve tehlikeli bir siyasi ve hukuki emsal oluşturacak&com; dedi.

Priştina’da konuşan devlet başkanı Fatmis Sejdiu &com;Kosova tüm diğer ülkeler kadar bağımsız olacak&com; dedi. Başbakan Agim Ceku da &com;Bu belge bizim için oldukça açık. Süreç Kosova tam bağımsızlığını kazandığında tamamlanacak&com; diye ekledi.

Belgrad’da gazetecilere konulan Ahtisaari &com;karşılıklı ödünler içeren&com; bu planın her iki tarafça tartışılacağını belirtti.13 Şubat’ta başlayan görüşmelerin sonrasında &com;ilk baharın sonuna doğru&com; BM Güvenlik Konseyi’ne gelecek. IPS’e konuşan diplomatik kaynaklarda görüşmenin Mart sonu-Nisan başı gibi olacağını söyledi.

Uluslararası hukuk uzmanı Vojin Dimitrijevic &com;Belgrad’ın ödün vermeyen tutumu siyasi gerçeklerle örtüşmüyor. Kosova fiili olarak sekiz yıl önce kaybedildi&com; dedi.

NATO’nun Sırbistan’ı 11 hafta boyunca bombalamasının ardından 1999’da Kosova’nın yönetmini BM üstlenmişti. NATO bombardımanı eski lider Slobodan Miloseviç’in ülkedeki farklı etnik kökenden gelen topluluklara yönelik baskıcı politikalarına son vermeyi amaçlıyordu. Sırp ordusu, &com;terörizm&com;le suçladığı Kosova Kurtuluş Ordusu’na (KKO) karşı savaşırken 800 bin etnik Arnavut’u sürdü ve bu arada 10 binden fazla kişiyi öldürdü.

Şu an nüfusları az olsa da Sırplar için Kosova &com;ahir Sırp devletinin beşiği&com; kabul ediliyor. Miloseviç bölgenin göreceli otonomisini 1990’da kaldırdı ve yönetimi doğrudan Belgrad’a bağladı.

Siyasi yorumcu Skeljzen Malici Sırbistan’ın Kosova’yı kaybetme sebebinin etnik temizliğe girişmesi olduğunu söylüyor: &com;Kosova 1999’da NATO’nun girmesinden beri fiilen bağımsız. 80 yıllık bağlılık sırasında Sırbistan hiçbir zaman bu bölgede demokrasinin oturması için adım atmadı ya da Arnavutlara mantıklı bir öneri getirmedi. Şimdi de bu politikanın bedelini ödüyor&com;.

Bölgede BM yönetimi Güvenlik Konseyi’nin 1244 sayılı kararı üzerine oluşturulmuştu.

Analist Milan Nikolic &com;Ahtisaari’nin planı karar haline geldiğinde 1244’ün yerine geçecek ve konuyu kapatmış olacak. Bu Yugoslavya’nın 15 yıllık çözülme sürecinin son hamlesi olacak&com;.

Altı üyeli federasyon 1990’lar boyunca süren savaşların sonunda çözüldü ve altı yeni devlet ortaya çıktı: Bosna, Hırvatistan, Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Slovenya.

Sadece Makedonya ve Karadağ savaş olmaksızın, ilkinde 1992’de diğerinde de geçen yıl yapılan bağımsızlık referandumları sonucunda ayrıldı.

Fakat şu an Kosova’nın bağımsızlığını kazanmasını hiçbir Sırp politikacı kabul edemiyor. Geçen yıl görüşmelerin başlamasından beri Sırp politikacılar bölgenin kaderini uluslararası topluluğun alacağı kararların çizeceğini kendi toplumlarına anlatamadılar.

Siyasi partiler, özellikle de aşırı milliyetçiler Kosova’nın bağımsızlığını konu ederek oy peşine düştüler. 21 Ocak’ta yapılan seçimlerde aşırı milliyetçiler oyların üçte birini topladı. Uluslararası topluluğun 1999’da ortaya koyduğu koşulları kabul edenin Miloseviç olduğunu bugün kimse hatırlamıyor.

Belgrad’ın tek umudu karar Güvenlik Konseyi’ne geldiğinde Rusya’nın veto etmesi.

Bununla birlikte Rusya şu ana kadar hiçbir zaman uluslararası bir kurumda Sırbistan lehine hareket etmedi. Bizzat Miloseviç’i Kosova’dan askeri birliklerini çekmeye ve NATO barış gücünün girmesine izin vermeye ikna eden AB temsilcisi Ahtisaari’yle birlikte Rus temsilci Viktor Çernomirdin vardı.