İDAM CEZASI-JAPONYA : İdam Cezasına Destek Hiç Bu Kadar Fazla Olmadı

thumb image

TOKYO, 27 Eylül (IPS) – Kardeşi 1982’de öldürülen Masahura Harada yıllar boyunca sadece bir yakının yokluğuyla değil katile karşı duyduğu kızgınlık ve nefretle de boğuştuğunu söylüyor.

Ve sonra hislerini dillendirme şansı geldi. IPS’e konuşan Harada &com;Cezaevine giderken katile bağırmayı ondan ne kadar nefret ettiğimi söylemeyi düşünüyordum. Ama onun acılı özürleriyle karşılaşınca ona karşı nefretimin acımaya dönüştüğünü fark ettim. Rahatladım&com; dedi.

Harada şimdi kendi yaşadığı değişimi Japon toplumuna anlatmaya çalışıyor. Onun çabalarını olumlu karşılayan idam cezası karşıtı aktivistler son zamanlarda yaşanan vahşi cinayetler nedeniyle katılaşan yargıların yumuşamasını umuyor.

1993’teki cezaevi ziyaretinin ardından idam cezası karşıtı olan Harada’nın daha sonra yaşadıkları da bu yargısını güçlendirdi. 2001’de idam edilen katil Toshihiko Hasagewa, idamı beklerken yaşadığı işkenceyi ona yazdı.

&com;Hasegawa’dan nasıl aylar boyunca yalnız başına oturup öldürülmeyi beklediğini öğrendim. Ailesinin onu ziyaret etmesine izin verilmiyordu. Benim isteklerim de geri çevrildi. Bu uygulama insanlık dışı.&com; İdam mahkumlarının aileleriyle konuşan aktivistler, Japonya’da mahkumların yaşadıklarını aktaran korkutucu bir resim ortaya koydu. Kimi mahkumlar ne zaman öldürüleceklerini bilemeden yıllarca bekliyor. İnfazlar gizlice gerçekleştiriliyor; mahkumlara sadece saatler önce haber veriliyor.

Harada, fikrini değiştirene kadar genel Japon inancına göre suçluların toplumdan izole edilmesi fikrini yansıtan uygulamaya destek verdiğini söyledi.

Cinayet mahkumlarına yönelik uygulamaların değişmesi gerektiğini söyleyen bir başka isim de ruh sağlığı uzmanı Dr. Masami Hirayama. Hirayama, uzun zamandır hükümeti idam mahkumlarına psikolojik destek sağlanmadığı için eleştiriyor. Ona göre bu adil yargılamanın ihlaline eşdeğer. Aynı şekilde, mağdurların yakınlarına da destek vermek gerekiyor.

Hirayama kar amacı gütmeden bu tip insanlara rehberlik hizmeti veren Grief Care Support adlı kuruluşu yönetiyor. Ona göre, bu tip hizmetlerin olmaması, Japonya’da ruh sağlığı yerinde olmayan insanların haklarıyla ilgili cehaleti gösteriyor.

Birçok psikiyatr da bu tespite katılıyor. Akıl sağlığı yerinde olmayan bir suçluya açık bir örnek olarak 2004’te Tokyo metrosundaki patlamayla ilgili olarak idama mahkum edilen tarikat lideri Shoko Asahara’yı gösteriyorlar. 1995’teki sinir gazı içeren saldırıda 12 kişi ölmüştü.

Avukatları onun akıl sağlığının yerinde olmadığını söylese de geçen yıl mahkemenin atadığı bilirkişi rol yaptığını ve yargılanabilecek durumda olduğunu belirtti. Asahara’nın idam cezasına temyiz başvurusu da Yüksek Mahkemece geri çevrildi.

Aktivistler bu davanın tek başına idam cezasının kaldırılmasının önündeki en büyük engel olduğunu söylüyor. 2005’te yapılan bir kamuoyu yoklaması idam cezasına desteğin bariz biçimde artığını ve ilk defa yüzde 80’i geçtiğini gösterdi.

Bazı aktivistler, yeni Adalet Bakanı Kunio Hatoyama’nın varolan idam cezası taraftarı havayı yansıttığını belirtiyor. Açıkça idam cezasını destekleyen bakanı suçla sert şekilde mücadele edileceğini ve daha güvenli bir toplum yaratacaklarını söyledi.

Uluslararası Af Örgütü’ne göre (UAÖ) şu an Japonya’da infazı bekleyen 103 idam cezası mahkumu var. Nisan ayında üç kişi asıldı; Ağustos’ta da üç mahkum daha asıldı. Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gelişmiş ülkeler arasında idam cezasını koruyan iki ülke.