if( has_post_thumbnail( $post_id ) ): ?>
endif; ?>
PARİS, 31 Mayıs (IPS) – Fransız gazeteci ve yayıncı Michel Taube 2000 yılında 'Ensemble contre la peine de mort'u (Hep birlikte idam cezasına karşı) kurduğunda bu grubun idam cezasının yeryüzünden silinmesi için bir küresel bir ses haline geleceğini ümit ediyordu.
O sırada çok az insan bu fikre inanmıştı. Fransa idam cezasını 1981'de kaldırmıştı ve ülkede bu konuda pek bir hareketlilik yoktu. Protestolar ise çoğunlukla Çin, Vietnam, Amerika Birleşik Devletleri gibi uzak ülkelerdeki infazlara karşı cılız bir şekilde yürütülüyordu.
Yedi sene içinde dernek idam cezasına karşı küresel hareket içinde önemli bir güç haline geldi. Üç konferans düzenledi; Şubat'ta yapılan sonuncusuna tüm dünyadan 600 uzman katıldı. 2002'den bu yana 10 ekim Dünya İdam Cezasına Karşı gün olarak kutlanıyor. Bu da Taube'nin başında olduğu İdam Cezasına Karşı Küresel Koalisyon'un başarısı.
1967'de ülkenin kuzeydoğusundaki Colmar'da doğan Taube aynı zamanda Afirika'dan Latin Amerika'ya, idam cezası üzerine yapılan toplantılar ve tartışmaların da sabit katılımcılarından. Mayıs ortasında Fas'ta katıldığı yerel insan hakları örgütlerinin Uluslararası Af Örgütü'yle birlikte düzenlediği sempozyumda Kral Muhammed VI'ya idam cezasını kaldırması için baskı yapmayı hedefliyorlardı. O sırada Taube 31 Afrika ülkesinin –kıtanın neredeyse yarısının- idam cezasını kaldırdığına dikkat çekti. Şimdi mücadele diğerlerinin de aynı yolu izlemesi için.
Taube 1990'lardan bu yana gazetecilik yapıyor ama her zaman esas ilgisi insan hakları üzerine oldu. UNESCO'nun insan hakları birliğine ve Irkçılığa ve Anti-Semitizme Karşı Uluslararası Birlik'e üye; bu alanda sürdürülen kampanyalardan yola çıkarak yazdığı birkaç kitabı da bulunuyor.
Onu eleştirenler çoğu zaman suç işleyenlerin haklarını öne çıkarırken kurbanların ve yakınlarının acısına eğilmemekle suçluyor. Onun idam cezasının önleyici bir ceza olarak değerini yok sayan görüşlerinin fazlasıyla akademik olduğunu ve gerçeklerle bağdaşmadığını iddia ediyorlar.
Taube, Avrupa'da idam cezasının kaldırılması için en içten katkının suç mağduru ve yakınlarından geldiğini söyleyerek cevap veriyor. Ayrıca ABD'de idam cezasının suç oranlarını azaltmadığını kanıtlayan istatistikleri anlatıyor.
&com;Yalnızca kendi iktidarını kontrol edebilen, demokratik bir ülke idam cezasına karşı durabilir. Bir insanı idama mahkum eden bir devlet, suçu cezalandırmanın yeterli olduğunu, suça yol açan nedenlere bakmanın gereksiz olduğunu söylemiş oluyor. İdam cezası adaletin çöktüğünün itirafıdır; adalet, barışçıl bir sosyal düzenin kurulmasındansa bir intikam aracına indirgeniyor.&com;
Taube, idam cezasını kaldıran ülekelerin ve infaz sayısının hızla düştüğünü de ekliyor. &com;1981'de Fransa idam cezasını kaldırdığında bunu yapmış olan sadece 36 ülke vardı. Şimdi bu sayı 97'ye yükselmiş durumda, 20 kadar ülke de uygulamayı durdurmuş halde.&com;
Avrupa'da Belarus dışında, Latin Amerika'da da Küba ve Guetemala hariç tüm ülkelerde idam cezası kalkmış durumda. Fakat Asya ve Afrika'daki anti-demokratik rejimlerde uygulama devam ediyor. Fakat ABD ve Japonya gibi demokrasilerin de tüm karşı argümanlara rağmen idam cezasını uygulamaya devam ettiğini unutmamak gerekiyor.
Yine de ABD'de de kamuoyu baskısını çoğaldığını vurguluyor Taube. Gelişme kaydedilemeyen yerlerse çoğunlukla Arap ve Müslüman ülkeler. &com;İşte bu yüzden bu yıl 10 Ekim'de dünyanın bu bölgelerinde idam cezasının kaldırılması için yürütülecek kampanyalara yoğunlaşacağız.&com;