DÜNYA GÜNÜ : Mutluluk Daha Az Tüketmektir

thumb image

BROOKLİN, Kanada, 21 Nisan (IPS) – Çevreciler bugünün çocukları ya iklim değişikliği sonucunda doğal kaynakların tükendiği, kabus senaryosunun gerçekleştiği bir dünyada yaşayacaklar ya da Dünya üzerinde daha hafif ve mutlu bir şekilde yeni bir yaşamın yollarını bulacaklar diyor.

Çevre sorunlarıyla ilgili bilimsel kanıtlar –artan deniz seviyesinden çölleşmeye ya da nesli tükenen türlere- Dünya’nın bizi binyıl boyunca desteklediği kaynakların sınırlarına geldiğimizi gösteriyor.

Kanadalı dergi editörü ve belgesel yapımcısı Alice Klein &com;Bu dünya sona eriyor; yeni bir dünyanın temellerini atmamız gerekli&com; diyor. Klein’in son filmi &com;Call of the Hummingbird&com;, çoğu Latin Amerika ve birkaçı da Avrupa ve Kuzey Amerika’dan gelerek 2005’te 13 gün boyunca Brezilya’da toplanan bin kadar eko-aktivist, çiftçi, Maya yerlisi, Rastafaryan ve sivil toplum temsilcisinin hikayesini anlatıyor.

Toplantının amacı topraktan beslenip doğa ve birbirleriyle uyum içinde yaşayabilecekleri bir ekolojik yerleşimi gerçekleştirmekti. Sonuç ne kolay ne de uyum oldu. Çöp, hijyen sorunlarının yanı sıra birbirleriyle yan yana durmakta da zorlandılar.

&com;Eğitim sistemimizde sorun çözümü ve birlikte yaşama yönelik çok az şey var&com; diyor Klein, &com;Tam tersine, devamlı medyanın şiddet dolu yayınlarına maruz kalıyoruz&com;. Tarihte ilk defa kentlerde yaşayan nüfusun köylü nüfusu geçmesiyle ayrımcılığın daha da büyüyeceğini öngörebiliriz.

Washington DC merkezli Amerikan Ekoloji Birliği tarafından yakın zamanda yapılan bir çalışma bir su samuru ya da meşe ağacını tanıyan çocuk sayısının Pokemon adlı bilgisayar oyunundaki karakterleri tanıyanlardan az olduğunu gösterdi.

Son 10 yılda ABD’de ulusal parklara giden insan sayısı dörtte bir azalırken çocuklar daha fazla televizyon ve bilgisayara bağımlı hale geldi. Bununla birlikte doğayla ilişkisi olan çocukların okulda daha başarılı olduğunu, akademik testlerde daha yüksek not aldığını ve daha az davranışsal sorunlar yaşadıklarını gösteren kanıtlar var.

Örgüt, &com;Hiçbir Çocuk İçeride Kalmasın&com; adlı bir kampanya yürüterek herkesi çocuklarını doğal hayatla tanıştırmaya çağırıyor. Yeni Ekonomi Vakfı’ndan (NEF) Sam Thompson, maddi şeylerin –oyuncak, bilgisayar, moda giysiler vs.- ne çocukları ne de büyükleri daha mutlu etmediğini gösteren veriler olduğunu da ekliyor.

&com;Birçok Latin Amerika ülkesinde insanlar yaşam kalitelerinin daha yüksek olduğunu belirtirken Avrupalıların ya da Amerikalıların tükettiğinden çok daha az kaynak tüketiyor&com;.

Kuruluş bir talkım verileri göz önüne alarak bir &com;Mutlu Yaşam Endeksi&com; oluşturuyor. Bu endeks, bir topluluk ya da ulusun kullanılan doğal kaynak başına üyeleri için ürettiği mutlu yıl sayısına dayanıyor. Örneğin ABD ve Almanya’da ortalama yaşam beklentisi ve mutluluk oranı aynı fakat Almanya’da bu oran çok daha az tüketimle gerçekleştiriliyor.

Buna göre en verimli yer Pasifik’te küçük bir ada olan Vanuatu.

Buna rağmen, sürdürülebilirlik üzerine her türlü veri ve kanıta rağmen tüm dünya ekonomileri hala sonsuz büyüme mantığına dayanarak işliyor. Reklamlar ve medya çoğu kültürde kişisel başarıyı daha fazla ve daha büyük şeylere sahip olmakla eşleştiriyor.

NEF’ten Nic Marks &com;Bizi mutlu eden ve neşelendiren şeylerin dünyaya zarar vermesi şart değil&com; diye ekliyor. Bizi gerçekten mutlu edenler ilişkilerimiz, kendi yeteneklerimizi kullanarak zorlukların üstesinden gelmek ve sorunları çözmek.

Bugünün çocuklarının hayatları anne-babalarınınkilerden farklı olacak ama bu durum kaçınılmaz olarak daha az konforlu, daha az mutlu olmaları anlamına gelmiyor. &com;Kendi yeteneklerinizi çözümün bir parçası olmak için kullanın&com; diyor Marks.