if( has_post_thumbnail( $post_id ) ): ?>
endif; ?>
Tire, 14 Kasım (IPS) – Yaklaşık 10 yıl önce cinayetten mahkum olan Sonele Daas, Lübnan'ın merkez cezaevi Rumieh'te infazını bekliyor. 60 yaşındaki Bangladeş vatandaşı Lübnan'a çalışmak ve eve para göndermek için gitmişti. Fakat bir arkadaşını tartıştıktan sonra öldürmekten yargılandı ve mahkum oldu.
Af ve Adalet Birliği'nden (AJEM) genç avukat Jihane Morad, Daas'ın hala Arapça anlamadığını, ailesiyle bağlantısının koptuğunu ve yardım için tamamen başkalarına bağımlı olduğunu söyledi. &com;Avukatının kim olduğunu bile bilmiyordu, dolayısıyla davasını alıp destek vermeyi kararlaştırdık.&com;
Dass, cezaevinde infaz edilmeyi bekleyen 40 erkek mahkumdan biri. 1943'te bağımsızlığını kazandığından bu yana, çoğu 90'larda sona eren iç savaşın ardından Lübnan'da 54 kişi idam edildi. Birkaç yıl önce 50 kadar sivil toplum örgütünün başlattığı idam karşıtı kampanya sırasında bir çalışma yapan aktivist Walid Slaybi parlamenterlerin yüzde 74'ünün idama karşı olduğunu ortaya çıkardı.
Slaybi sonraki adımın Temmuz 2006'da birkaç bakanın imzaladığı bir yasa taslağını başbakan Sinoira'ya sunmak olduğunu anlatıyor. Fakat o günlerde İsrail-Lübnan çatışması başladı. Slaybi &com;Bugün varolan siyasi kriz yüzünden meclis toplanmıyor. Dolayısıyla taslağı sunamıyoruz ama hazır bekliyor&com; dedi.
Ülkede son gerçekleştirilen infazlar işlenen suçların niteliği nedeniyle geniş biçimde gündeme oturdu. 1998'te Tabarja köyünde girdikleri evin sahibini öldüren iki hırsızın asılmasını yüzlerce insan, televizyon kameraları izledi. Lübnan İnsan Hakları Merkezi'nden (CLDH) Marie Daunay &com;Bu köydeki çocuklar için büyük bir travmaydı. Çok korkunçtu; çocuklar daha sonra okulda birbirlerini asmaca oynuyorlardı&com; diyor.
İdam cezasına karşı olan dönemin başbakanı Salim Hoss'un iktidarından kısa bir süre infazların durmasının ardından çoğu Hıristiyan sekiz kişinin bir Şii tarafından öldürülmesiyle 2004'te kamuoyunda mezhepsel öfke yükseldi. Tansiyonu yükseltmemek için katil idam edildi. Aynı günlerde bu olayla alakasız sebeplerle mahkum olan bir Hıristiyan ve bir Sünni de kurşuna dizildi.
O günden bu yana hiç infaz gerçekleşmedi. Morad &com;Yine de mahkumlar her an infaz edilebilecek olmanın korkusuyla yaşıyor&com; diyor. İnsan hakları savunucuları Lübnan'da yargının acele karar verdiğini, sanıkların yeterli adli yardım alamadığını, temyiz mekanizmalarının kısıtlı olduğunu ve ifade almak için işkencenin sıklıkla uygulandığını söylüyor.
Lübnan medeni ve siyasi hakları güvenceye alan ve işkenceye karşı uluslararası anlaşmalara taraf. Daunay &com;Hükümet her şeyi imzalıyor ama hiçbiri hayata geçmiyor&com; diyor. Aktivistler, 2005'te başbakan Refik Hariri'nin öldürülmesiyle ilgili yargılama için kurulan Birleşmiş Milletler özel mahkemesinin dayandığı uluslararası hukuk gereği Lübnan'ın idam cezasını kaldırabileceğini umuyor.
Bununla birlikte BM ve Lübnan, ömür boyu hapse varan cezalar verme yetkisi bulunan mahkemenin ulusal hukukun üzerinde olduğu konusunda anlaştı. (Ruanda kısa süre önce ülke dışındaki soykırım sanıklarının iadesini kolaylaştırmak için idam cezasını kaldırdı)
Yaz aylarında Lübnan ordusunun Fetih el İslam kontrolündeki Nahr el Bared mülteci kampında verdiği kayıpların kamuoyunda yarattığı tepki ve varolan siyasi kriz gözönüne alındığında idam cezasına karşı bir düzenlemenin geçmesi uzak ihtimal gibi görünüyor.
Fakat Slaybi kampanyanın eninde sonunda başarıya ulaşacağına inanıyor. &com;Eğer istikrar sağlanırsa Lübnan'da idam cezası kalkacaktır.&com;