if( has_post_thumbnail( $post_id ) ): ?>
endif; ?>
SEATTLE, 26 Mayıs (IPS) – Yakın gelecekte yayınlanacak bir akademik araştırmaya göre, Teksas eyaletinin bir bölgesinde yedi yıl boyunca yapılan idam istemli davalarda kimin ölüme mahkum edileceğini belirlerken ırk &com;somut&com; bir rol oynadı.
Denver Üniversitesi sosyoloji ve kriminoloji profesörü Scott Phillips, siyahların beyazlara kıyasla daha fazla idama mahkum edildiğini söyledi. Siyahlar aynı zamanda görece daha hafif cinayetlerden idam mahkum ediliyor.
&com;Araştırmalarım, ırkçı ayrımcılığın gerçek olduğunu gösteriyor&com; diyen Phillips araştırmanın tam halinin Houston Law Review'da yayınlanacağını belirtti.
Phillips, Harris kenti savcısının 1992 ve 1999 arasında idam cezası istediği 504 davada sanıklarının ırkının oynadığı rolü araştırdı. 1976'da idam cezasının Amerika Birleşik Devletleri'nde yeniden yürürlüğe konulmasının ardından ülkede gerçekleştirilen bin 100 infazın 102'si Harris'te meydana geldi.
Araştırmaya göre her 100 siyah sanık ve her 100 beyaz sanık içinde ortalama beş siyah daha fazla idama mahkum edildi. Oran 17'ye 12 oldu. Mağdurların savunmasızlığı ve suçun vahşeti hesaba katıldığında da ırk ayrımcılığı gözlendi. Phillips &com;Eşitsiz suçlara eşit ceza vermek cezalandırmayı da eşitsiz kılıyor&com; dedi.
İdam Cezası Bilgi Merkezi'nde Richard Dieter &com;Bu kesinlikle rahatsız edici bir sonuç&com; dedi. &com;Harris kenti en kötü sorunların yaşandığı bir yer. Savcılar neredeyse uygun olan her durumda idam cezası istiyor.&com; Veriler, mağdurun beyaz olduğu durumlarda siyah olmasına göre idam cezası talebinin de arttığını gösteriyor.
Savcılık Ofisi çalışmayla ilgili yorum yapmayı reddetti. ABD'de infazları önlemek için ayrımcılığı gösteren veriler kullanılamıyor. Yüksek Mahkeme 1987'de verdiği bir kararda bunu belirtti.
Bu karar çok eleştirildi. İdam cezasının verilmesiyle ilgili ayrımcılığı gösteren bu son çalışma da baskıyı artıracak. Nisan ayında, zehirli iğneyle infazlara yeniden yeşil ışık yakan Yüksek Mahkeme'nin üyelerinden John Paul Stevens, idam cezasının meşruiyetini yeniden tartışmaya çağrı yaparken bu karara atıfta bulundu.